ANKARA’DA IB-PYP UYGULAYAN OKULLARDAKİ BEDEN EĞİTİMİ DERS VERİMLİLİĞİNE İLİŞKİN ÖĞRETMEN VE YÖNETİCİ GÖRÜŞLERİ

Günümüzde ilerleme gösteren bilimsel ve teknolojik gelişmeler artık tüm dünya okullarını etkilemektedir. Eğitim ve öğretim gelişen yeniliklerin her zaman içinde ve takibinde olmak durumundadır. Eğitim içinde rol alan öğretmenler, yöneticiler ve öğrencilerde bu sistem içinde sürekli güncellenmektedir. Ülkemizde bu gelişmelerin avantajları olduğu kadar dezavantajları da olabilmektedir. Çağımızda eğitim ve öğretimde iyileştirme ve yaratıcılık üzerine yapılan araştırmalar ve son dönemde gündeme gelen eğitimde farklılaştırılmış öğretim, okullarda uygulanan sistemlerde yenilik çabalarını artırmaktadır. Birçok akım ve göçler eğitimin yönünü etkilemiştir. Göçlerle beraber Uluslararası Okullar kurulmuştur ve kısa sürede bir yapılanmayla Uluslararası Bakalorya Programı tanınır hale gelmiştir.

Uluslararası Bakalorya Programı ile birlikte özel okulların ve hatta devlet okullarında da uygulama için bir özen geliştirilmiştir. Bu sebeple IB programlarından olan PYP nin de müfredat içeriği ve beden eğitimi dersine olan katkısını araştırmaya karar verilmiştir.

Bu istekle başlatılan çalışma; İlk Yıllar Programı (Primary Years Programme-PYP) onayı almış ve henüz uygulayan okullarla aday olan okullardaki beden eğitimi ders verimliliğine ilişkin öğretmen ve yönetici görüşlerinin incelenmesi ve  PYP’ nin beden eğitimi derslerinde verimliliği ne ölçüde arttırdığı veya derse katılımı ne kadar arttırdığı, beden eğitimi öğretmenleri için PYP eğitimi gerekliliği, beden eğitimi öğretmenleri PYP uygulamaktan memnun mu, PYP uygulamaları beden eğitimi dersinin doğasından uzaklaştırmakta mı ve okul yöneticileri PYP programının beden eğitimi dersine etkisini nasıl değerlendirmektedir sorularına cevap bulmaya çalışılmıştır. Çalışma 2016-2017 eğitim öğretim yılında Ankara’da bulunan üç özel okulda görev yapan yönetici, beden eğitimi öğretmeni, ve İlk Yıllar Programı (PYP) koordinatörleri ile yapılmıştır. Yapılan bu araştırmada elde edilen veriler nitel analiz yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanarak, katılımcıların görüşleri betimsel analiz yoluyla değerlendirilmiştir.

Araştırma sonucunda; 

Yöneticilerin liderlik özellikleri ile ilgili öğretmenlerin, öğretmenlerin yeterlilikleri ile ilgilide yöneticilerin tüm görüşleri ele alındığında PYP‘nin güçlü bir yönetici-öğretmen etiğinin oluşturulmasına önemli derecede katkıda bulunmakta olduğu anlaşılmaktadır. Buna bağlı olarak bu okullarda yönetici ve öğretmenlerin çalıştıkları okullarıyla gurur duydukları görülmüştür. Öğretmenlerin; yöneticileri için yenilikçi, destek veren, yöneticilerin ise; öğretmenlerin mesleki yetelilikleri konusunda yeniliğe açık, sadece PYP için daha inanarak devam etmeleri konusunda görüşler belirtmiş ve birbiriyle ortak bir okul kültürüne sahip oldukları düşünülmektedir.

Araştırmada ki  PYP okullarının ‘’Okul Kültürü’’boyutlarına, PYP uygulayan aday okullar ile ve PYP uygulayan onaylanmış okullar dikkate alındığında, onaylanmış okulların buna daha yüksek düzeyde sahip olduğu, buna göre; onaylanmış okullarda liderlik, öğretmen işbirliği, mesleki gelişme, öğretmenlerin birbirlerine olan desteği bakımından bu okullar daha öne çıkmaktadır. Aday okulluk sürecinde ki kafa karışıklığı daha çok öğretmenlerin okula karşı daha farklı tutum sergilemelerine daha çokta okulun felsefesine ters olduğu görüşlerine neden olduğu görülmektedir. Bir beden eğitimi öğretmeni ‘’okulun evet bir kültürü var, başarı odaklı ve akademik yoğunluğu olan bir okul ve bence bu yüzden de PYP okulun ana felsefesine ters’’ diyerek görüşünü belirtmiştir, ayrıca aday okullarda öğretmen işbirliğinin de daha az olduğu saptanmıştır. PYP okullarında ister aday ister onaylanmış olsun, okul kültürü boyutlarına sahip olma durumuna ilişkin öğretmen ve yöneticilerin görüşleri arasında bir fark olmadığı hepsinin okullarının bir kültürü olduğunu ve bunu benimsedikleri görülmektedir.

Araştırmada okul-aile, çevre işbirliği konusunda öğremenlerin yine aday okullardakilerin veli işbirliğini zayıf bulduğuna, onaylanmış okuldaki öğretmenlerin ise olumlu ve işbirlikçi bir iletişimde oldukları görülmektedir. Yöneticilerin ise; PYP için ailelerden olumlu geri dönütler aldıklarına, öğrencide ki başarının tek başına değil, aileyle beraber bütün olunca anlamlı olduğuna ve bu yüzdende ailenin desteğinin önemi hakkında durulduğu görülmektedir.

Araştırmada aday ve onaylanmış okullardaki öğrenme ortamı ve süreci hakkında öğretmen ve yönetici görüşlerine baktığımızda, ölçme değerlendirme açısında özellikle beden eğitimi dersinin verilerini, dönütlerini çok daha hızlı görebileceğiniz bir ders olması, PYP de sonuç değil süreç değerlendirmesinin olmasıda yine aday okullarda ki öğretmenler için bir fazlalık olduğu görülmektedir. Araştırmaya katılan bir öğretmenin ‘’çıkış kartları kesinlikle dersin işleyişini yavaşlatmaktadır. Çok fazla kağıt kalem kullanıyoruz ve çocukların daha az hareket etmesi ile karşı karşıya kalıyoruz’’ şeklinde yorumlamıştır. Başka bir öğretmen ise ‘’sınıfta bir kaos ortamı olmuyor, sizin duruşunuz ve otoritinizle alakalı, sınıftaki etkinlik beraber planlanınca etkin katılım artıyor.’’ diyerek öğretmenlerin PYP uygulama isteklerinin dersteki ölçme sürecini ve öğrenme ortamını ne kadar olumlu ve olumsuz etkilediği görülmektedir. Yöneticilerin görüşlerine bakıldığında; planların ve ölçme değerlendirmenin bir öğretmenin olmazsa olmazı olduğu, özellikle ölçme değerlendirmeyi beden eğitimi öğretmenlerinin çok fazla önem vermediğini bu yüzden PYP ile beraber öğretmenlerin zorlandığı hakkında görüş belirterek aslında yine öğretmenlerin kendini geliştirmeye ve farklı yöntemleri denemeye açık olması gerektiği görülmektedir. Beden eğitimi ders işleyişi ile ilgili öğretmenlerin özellikle aday okuldaki öğretmenlerin dersi yavaşlattığına inanmasıda dikkat çekicidir.

Beden eğitimi dersi diğer disiplinerarası birimlerle beraber çalışmalı mıdır? Sorusuna öğretmenlerin entegre olmakta çoğu zaman zorlandıkları görülmüştür. Fakat; derse katılımı arttırdığı da görülmektedir. Yöneticilerin ise öğretmenlerin bu konuda çok fazla zorlanmaları normal ancak her zaman entegre olamamalarının çok normal olduğu ve dersin doğasını bozmadan bağımsız planlarla da devam edebilecekleri hakkında yine öğretmenlerin aslında çözüm üretici olmadıklarını göstermiştir.

Sonuç olarak; beden eğitimi öğretmenlerin yetiştiği eğitim fakütelerine de bakarak sorgulamaya dayalı bir sisteme alışmalarının gerçekten zor olduğu ve buna inanmaları yönünde, yönetici ve liderlerin desteği ile mesleki gelişim, hizmet içi eğitimlerle sağlanmasına, öğretmenlerin motive edilmesine adaylık sürecinden önce PYP ruhunun verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

PYP deneyim süresinin etkili olduğu daha önce PYP uygulayan okullarda çalışmış öğretmenlerin daha aktif oldukları, öğrenim düzeyi lisans ve yüksek lisans olanlarla formasyonunu daha sonradan almış olan öğretmenlerin görüşleri arasında ise anlamlı bir fark görülmemektedir.

Öğrencilerimize  sporu aktif yaşam haline getirtebildiğimiz ve her disiplinde sporu onlara sentezleyebildiğimiz etkili ve başarılı bir yıl dilerim.

Yeliz Merve Bulut.

 

 

 

 

19 Eylül 2018 Çarşamba
YELİZ MERVE BULUT
BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR - GÖLBAŞI